yana yana kül olayım 
unutup yine sevdalanayım 


geçmem bi daha "kadıköy"den...
siktirip gittikten 
kaç gün sonra farkedeceksin 
yokluğumu?
bir "ah" de, yeter...



ben rüyamda bile yalnız seni sevdim. 

Aşkın alevse hasretin bir kor
nerelerdeydin sevgilim?
seni kader mi sakladı?
ağlamışım, güzelliğim gitmiş. 
gözlerim kızarmış, burnum büyümüş, kalbim kırılmış. 

güzelliğim gitmiş..
merak ediyorum;
merak etmeyi ne zaman kesicem?
ben ruh hastası değilim..

sadece belli bir süre aşık oldum...
saatin de
yelkovanın da
akrebin de
saniyenin de
kırmızının da
siyahın da
şarkının da
sözün de
müziğin de
solonun da
kafanın da
ağrının da
uykunun da
yatağın da
havanın da
bulutun da
telefonun da
numaranın da
mesajın da
bilekliğin de
saçın da
kahvenin de
hayalin de
acının da
umutsuzluğun da
çaresizliğin de
geçmişin de
geleceğin de
hafızanın da
hatıranın da
hatırlayanın da
hatırlatanın da
gecenin de
karanlığın da
tiktakın da
yarının da
sabahın da
dünün de
bugünün de
ellerin de
ayakların da
gözlerin de
sözlerin de
kaçışların da
duvarların da
evlerin de
evsizlerin de
ışıkların da
parlaklığın da
mecburiyetlerin de
isteklerin de
kayboluşların da
bekleyişlerin de
gelenlerin de
gidenlerin de
kitapların da
şiirlerin de
sözcüklerin de
köklerin de
eklerin de
kalemlerin de
boyaların da
çocukların da
annelerin de
adamların da
kadınların da
çıplaklığın da
elbiselerin de
yalnızlıkların da
ıslaklıkların da
kurunun da
çölün de
selin de
yazdıklarımın da
benim de
senin de

taaaa...
benden selam söyleyin Tanrıya
sevemedim dünyasını da
kullarını da.
güvendiğim dağlardan
çığlar düştü üstüme.
ben hala susuyorum.

kafesteki kuş misali

sen geçerken sahilden sessizce
gemiler kalkar yüreğimden
gizlice...
bomboş aslında sokaklar
o kadınlar o adamlar
ne kadar benziyorlar bana
ve ne kadar farklılar benden..
umarım senin için de güzel olur bişeyler 
ya da nasıl istiyorsan işte...


cama vuran 
her damlada
seni
hatırlıyorum
ve 
sana 
susuzluğumu
...
yazamazsam hayatım kayar.

"hangi hayatın?"

gül biraz

sonunda bir oyuncak "kara sevda" aldım senden 
yani
değişmedim hala,

kendi ellerimle ben, beni kederlere saldım
kara..
hem o kadar ki
o kadar olur.
hakkımı ver gideyim adalet
*çok ne kadar az bir laf, 
hiçbir şeyi anlatmaya yetmiyor

sevgilim,

bütün hayallerim boğazımda düğümlü kaldı. 

sebebi sen olsan ne değişir, 
ben olsam ne değişir?
kelimelerimi haketmiyorsun.
yanlış kavramlar üzerine kurulu hayatlar yaşıyoruz. 
bir geliyor yalnızlık, bir gidiyor.
bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.bir geliyor,bir gidiyor.
seninki korkaklık,
benimki bağımlılık.

                        hangimizin aşkı daha büyük?

İstanbul.

Hayallerimi üstüne kuruyorum, 
hayallerimi üstüme yıkıyorsun.
ister dursun,
                   ister dönsün dünya.

sevdin mi beni parmak ucunla?

kadın.

derin bir nefes çekti sigarasından
"kimin umrunda!" dedi, dumanlara karışıp.

Cefasını benim çektiğim aşkın sefasını başkası sürecekse;

Sikerim böyle aşkın ızdırabını !!!

k.i.

kafamı koparıp masanın üstüne koydum. 
ne istiyorsun ?
ne ?
herkes senden yana
ben hariç.

beni kaybettin artık
                             sen çok bekleyeceksin...
İki ll bir yerlerde yakın durduğunda,
Bi fotoğraf görünce,
Bi şarkı
Bi söz
Bi şeyler…
Bahane mi,
Hatırlamak için seni?
                                  unutmuş gibi bir an...
sen,
kendi cehennemini yarattın diye gurur duyarken;
ben o cehennemde yanan tek insan olma gurursuzluğunu yaşıyorum.
nefes alamıyorum. 
sızlıyor boğazım.
bütün o insanlar ne kadar mutlular
bir ben mi kayıbım? 

bir ben mi kendini bulamayan bir salağım?

sen şarkılar söyle içinden boşver.


bana uygun bi kalıbınız var mı?
delireceğim.
seni ben ellerin olasın diye sevdim
....

parçalanma

ellerim pis kokuyor.
çürümeye yüz tutmuş cansız bedenler gibi.
                                    cesetler gibi.
küçük bir hanfendiyle
                               izmirlinin yerinde
şarkılar söylüyormuşsun?
gidişime yer suskun, gök gözyaşı döküyor..
sen aldırma
nasıl olsa geri gelir diye düşün..
sen..
eriyorum..
ruhen,bedenen.
popülaritemi kaybettim
hükümsüzdür.
biz ona dedik,
içinden çıkamadığın soru(n)lara alış
ne bok vardı cevaplarda?
ama biz ona dedik. dinlemedi.
ben gittim
gitmiş olmamı kabullenemeyen kimse kalmadı.
vay anasını.
bir düşüşün dizi kanayanı
bir kadın sesindeki hüznün arayıcısı.
olmaz mı dedik, kim dedi.
sevmeyi öğrenseydi insanoğlu,
değer gördüğünün değerini bilseydi
olur, derdik.
ve en güzeli,
olurdu.
son defa
benim olsan
uyansam yanında
bir kez affedersen yine yapar.
bile bile lades de derim, çok seviyorum.
ağzıma sıçtın dünya
kendi bokunda boğulman dileğiyle..
en sonunda sen de kaybolacaksın
ben bile..
bu mırıldandığım melodiler herhangi bir şarkıya ait değil.
oyun.
hepsi
en acısı artık hayallerime uymuyorsun
"yok" diyorum, "onunla olmaz."

ve yine sağa sola bakıyorum "O" nerde ...?
cesaretim yok
açıp da fotoğrafına bakmaya
..
herhangi birinden farkın şu;
sana aşığım.

Ayna

"senin gözlerin çok güzel biliyor musun?"

"Eyub'a"

yazılarımı okuyabilirsin,
gözlerime dokunma.

"buraları sevemedim, gönül orada" :)
sanki bir tek senin sözcüklerin önemliymiş gibi..
                yazık oldu
                                çünkü yalnız senin sözcüklerin önemli..

d.

fotoğraf

alnının çizgisi..
fal baktırıp inanmamak gibi
içten içe bekleyip yola bakmamak gibi, öyle gibi..
düşüncelerimizin içimizde kalmasına tahammül edemeyen bir kaç teşirciyiz.
piçler, bize bunu onlar yaptılar !
ben yine benim, peki ya sen,
sen hangi kusmuğun içindesin?
eskileri okuyorum bugün,
üstüme gelmeyin..
keşke Aylak Adam'ı vermeseydim
acıtsa da içimi, bir dost acıtsın, fena mı?

git

elde var bir,
parmaklarımı sıktığım kadar benleyse,
açtım işte.

masumiyet

çocuk
dedim.
çocuksun dedim.
ben ve ben, konuşma, sus o zaman.
                 ah
                     bu
                         şarkıların
                    gözü
              kör
                  olsun
hatun kişilere sesleniyorum,
hepimiz bilmeliyiz ki öyle erkekler yok.
cidden.
bari ölsek.
Güneş içime içime işlerken gözlerimi kaldırıp bakamadım
Göremiyorum dedim, inandıramadım.
Uzaklığımızı dağ taştan çıkarıp,
Ruhumla ruhu arasına koyunca,
Hissedemiyorum seni, dedim, uyaramadım.
Eriyor kalbim, kaybediyorum sevgimizi, bizi dedim,
Karşı konulmaz son, bitiriyor beni, dedim,
Uykusuz geceler, tek cümlelik şiirler yaşıyorum, dedim.
Anlatamadım.
hiç mi aslı yok bunun,
                       bu asılsız yüzlerin?
dudağından geçtim
                       gözlerin yakmıyor..

vazgeçsen olmuyor,
ölsen olmuyor ..
ikisini de istiyorum.

sen de bilirsin hiçbir acı
                            sonsuza dek sürmez..
geri dönmeyeceğim.
sen burda küçücük bir nokta olarak kalacaksın
ben virgül atıp cümleme, devam edeceğim.
            Hatırlamaktan ibaret
            Hatıralar nihayet
            Tesellisi çok zor sözün

Ne gemiler yaktım
    Ne gemiler yaktım
O kadar yandı ki canım
Sonunda karşıdan baktım
Ne göreyim kendime
                              yıldızlardan daha uzaktım
dünya boğazıma oturdu
nefes
a
la

yo
rum.
sanki bir tek seni sevebilirmişim gibi.
yazık oldu.
             çünkü yalnız seni sevebilirim.

                                                        d  d d
                                                        d        d
                                                        d          d
                                                        d           d
                                                        d           d
                                                        d          d
                                                        d        d
                                                        d  d d
çöp kutusu çöplerimiz için değil,
senin için sevgilim !
kendini arada bir içine at diye.
size neşeli şeylerden bahsedebilirim
ama
size neşeli şeylerden bahsetmeyeceğim
(söylenmese de olurdu ama şimdi söylemek, 
                                              söylemek istiyorum)

biliyorum ki bu sevginin bir snırı yok
                    bu kimi zaman korkutuyor
                    kimi zaman huzur veriyor.
                                      huzur !
yardım et anne
gücüm yok bunu taşımaya
yardım et
nolur..
bu gün daha az,
dün daha çoktu,
yarın hiç'e yakın.


ölümle ölüm arasındayız,
biz, hepimiz.
içimden biri haykırdı,
                      çok özledim seni D.,
                      her bir sözcüğünü
                      her bir tavrını
                                      tepkini...
dışımdan biri cevap verdi,
                      "zaman sadece birazcık zaman..."
ve yavaş yavaş silinip gideceksin ..
en çok bunun için kızıyorum sana ..
Yine sensiz geçen bir gecenin
Buz gibi sabahında
Bu korkunç yalnızlığımda
Seni bekliyorum
                        yanıyor yüreğim
...

Gökler şahidim olsun ki
Seni seviyorum
yanıyor yüreğim
rüyalarımdan
nefret etmek istemiyorum
n'olur,
n'olur artık gelme.
düşünüyorum
ne
kadar
sevmiş
olabilirim?
"keşke beklesen" dedi.
neyi?
ölümü mü,
yoksa ıslanmış tahta gibi
içten çürümeyi mi?
sancı,
midemin üstünden geçip
bir tur attıktan sonra içimde
gözlerimden yaşlar halinde düşüyor.
anlatması bu kadar kolayken
                                        yaşaması neden bu kadar zor...?
bırak gitsin dedim ben
sen bırakamıyorsan gitmesi için
bedenim sana söylüyorum,
işte bu senin basitliğin
"göz yaşı dökmek için büyüdün" dediler,
öyle mi sahiden,
yumruğum kadar kalbim, kırmızı tokalı saçlarım,
öyle mi, öyle mi sahiden?

şüphe

hep aynı sesler kuşatmış dört bir yanımı,
bir de şüphe..
herşeyden ve herkesten..

bir sen hariç ulular ulusu, bir sen hariç.
karanlık sarınca dünyayı,
bir ışık doğuyordu bende ve (eyvah)
adı "sen"di,
şimdi ne yaparım....
bu sabah uyandım,
                          bu sabah senden ayrıldım.


Ne ilk ne son bu sabah
             Ne çok öğrendi bu gönül ne ne çok söndü ne çok yandı
                         Her defasında kanatlandı bu son sandı ama aldandı
                    Boyun eğmedi bu gönül ne alıştı ne uslandı
                               Bu gönül uyandı bu sabah yeniden başladı
En sonunda kaçmaya karar verdim
                                                    Rüzgardan.

bir bilsem

Dokunma alanından çıkmışım güneşin
Erişemiyor bana
Bir değse ışığı,
Yanacağız bütün dertlerimle
Ve kurtulacağız.

....

Ben de yaşamıştım o günleri
Hani o günler, evet senin de bildiğin
Ama bitti demiştin, geldim demiştin
Gelmemiş misin,
Neydi bu esen,
Ölmüş müyüz, öldük mü,
Öldüm mü?

Fotoğraf Makinesi

Bide bize “atılın ileri” dedilerdi
Nerden bilebilirdik ki
İleride kar kış hem de acımasız
Hepi topu iki buçuk aylıktı gözlerimiz
Gözlerimiz ve biz, bizdik, bizimdik.
Kim nerdeymiş o vakit bilemedik,
Meğer aramıza girmiş bir iki cüce,
En haininden bir iki elf
Aldırmasak bile sözcüklerde
İçerilerde bir yerlerde
Küçük küçük oyuklar başlamış
Kendi kendini oymaya.
Dedim ya hainler.
Neyse işte, bize “ileri atılın” dedilerdi
“Eskiden biz yaptık”
Biz o an fark edememiştik, onlar ölülerdi.
Nasıl fark edelim,
Hepi topu iki buçuk aylıktı gözlerimiz.
Ne yaşlıydık ne yaşlılığı göze almıştık.
Olan olmuştu seslerden sağır kalmıştık

En çok sevdiğimiz sesti
Biz birlikte şiir okurduk
Öğle vakitlerinde hem de, yana yana.



Yedi


Bir adam kaç günde değiştirebilir hayatınızı?
Kaç günde tek bir sözünün esiri olabilirsiniz?
Kaç günde söylediği her şey bütün gün içinizde yankılanır?
Kaç günde sabahınızı akşamınızdan ayrılmaz hale getirir?
Kaç günde değiştirirsiniz bütün gelecek planlarınızı?
Kaç günde umutsuzluk taşıyan bütün bakışlarınız ışıl ışıl olur?
Kaç günde her hücrenizde tek bir isim yankılanmaya başlar?
Kaç günde yıllardır aradığınız tanıdık yabancıyı bulduğunuzu hissedersiniz?
Kaç günde ait olmak istersiniz bir ruha, bir çift göze?
Kaç günde?

Dönmüyor Dünya

sıkışan bir kalp
yaralanmış yada
öyle bir rol vermişler ona
acı çeken kadını oynuyor
hiç de duygusuz
bir o kadar ifadesiz
gizli saklı
yastık altlarında
soba borularında
yazmış oraya buraya
sizin için dönsede
benim için
dönmüyor dünya


Sitem

Dünyanın hehangi bir yerinde

herhangi bir sebeple
aklına gelme ihtimalimi gerçek yaparsa tabiat kanunları
en önce seni çok sevdiğimi hatırla
sonra bu sevgiye verdiğin nankörce cevabı


...

Ve Sözcükler Biter


Bir bakışa kurban et beni.

Bir ahla parçala, bir anda yok et beni.
Adı kötü işlere karışmış zamanın,
kim inanır artık, iyi geleceğine?
adi bir kinle kesmiş yolumu, ruhsuz soytarılar,
ince ince ipler, zararsız görünürler,
bir insan sürüsü; yeter peşimi bıraksınlar,
hiç sesim çıkmaz
beni bu dünya yoklamasında artık yok yazsınlar...


Birden...

Birden kapkaranlık olmalı gökyüzü

Yıldızlar bir bir yok olmalı
Güneşe dair her şey silindiğinde akıldan
Işık nedir unutulduğunda dünyamda
Çıkıp gelmelisin öylece
Yeni bir kavram olarak yerleşmelisin
Heyecanlandırmalısın bakışımı
Ürpertmelisin kalbimin çarpışını

…ve en başta olduğu gibi
Birden kapkaranlık olmalı gökyüzü
Geldiğin yerden giderken sen