sıkıntı sahneleri izliyorum rüyalarımda
ölmeyi arzulayan küçük benler sarıyor çevremi
direten kim
kim yaşamdan yana bilmiyorum
gücü yerinde olmalı ki
hep o kazanıyor
adaletsiz taarruzumuzu
suatında anlamsız bir acı
bakma yüzüme ve görme beni
amlamsız bırak kelimeleri ve düşük cümleler kur
beni tanımlayan
gidiyorum ben ve bakma yüzüme acıyla anlamsız
alacağım ne bir nefes
ne içeceğim bir damla su
ne annem var benim burda
ne de güvenini hissedebileceğim bir babam
gidiyorum bazen istemeyerek
yollar benden yana
ne kadar uzun sürse de
bitiyor en sonun da
ve acıyla bakma bana anlamsızca
gidiyorum..
ve çağu zaman isteyerek...
bakma yüzüme ve görme beni
amlamsız bırak kelimeleri ve düşük cümleler kur
beni tanımlayan
gidiyorum ben ve bakma yüzüme acıyla anlamsız
alacağım ne bir nefes
ne içeceğim bir damla su
ne annem var benim burda
ne de güvenini hissedebileceğim bir babam
gidiyorum bazen istemeyerek
yollar benden yana
ne kadar uzun sürse de
bitiyor en sonun da
ve acıyla bakma bana anlamsızca
gidiyorum..
ve çağu zaman isteyerek...
ölüyorum...
bilmiyorum ne yapmam gerektiğini
bir yola çıkmışım
başı olmayan
ve sonu olmayan
yine de devam etmek istediğim
çabaladığım
yorulduğum ve ağladığım
canımı yakıyor taşlar ve ellerimi kesiyor çalılar
sonra yine bir sessizlil çölüne düşüyorum
yine yürüyor
yine yoruluyorum
artık zevk alıyorum
yalnız çıktım bu yola ve yalnız ölüyorum...
bir yola çıkmışım
başı olmayan
ve sonu olmayan
yine de devam etmek istediğim
çabaladığım
yorulduğum ve ağladığım
canımı yakıyor taşlar ve ellerimi kesiyor çalılar
sonra yine bir sessizlil çölüne düşüyorum
yine yürüyor
yine yoruluyorum
artık zevk alıyorum
yalnız çıktım bu yola ve yalnız ölüyorum...
sır..
Elinde bir fotoğraf var kırmızı şal giyen kadının.
Gözleri çok güzel bir kahverengi,
bal rengi derler ya öyle gibi.
Şimdi daha güzel görünüyor,
üzeri sulu olunca.
Fotoğrafa bakıyor arada.
Kafasını kaldırıyor bazen,
önünden geçen, yanından geçen insanlara bakıyor.
Yada bir ray sesi geldimi,
kendi treni olup olmadığını kontrol ediyor.
Aklından geçenleri merak ediyorum.
Fotoğrafta kimin olduğunu.
Sevgilisine mi veda ediyor sessiz sessiz,
annesine yada babasına mı..
Merak ediyorum böyle üzgün olmasına sebep olan ne.
Ve yine merak ediyorum güzeller hep üzülmek zorunda mı diye..
Gözleri çok güzel bir kahverengi,
bal rengi derler ya öyle gibi.
Şimdi daha güzel görünüyor,
üzeri sulu olunca.
Fotoğrafa bakıyor arada.
Kafasını kaldırıyor bazen,
önünden geçen, yanından geçen insanlara bakıyor.
Yada bir ray sesi geldimi,
kendi treni olup olmadığını kontrol ediyor.
Aklından geçenleri merak ediyorum.
Fotoğrafta kimin olduğunu.
Sevgilisine mi veda ediyor sessiz sessiz,
annesine yada babasına mı..
Merak ediyorum böyle üzgün olmasına sebep olan ne.
Ve yine merak ediyorum güzeller hep üzülmek zorunda mı diye..
bir tuhaf yalnızlık
Birden alaycı insanlarla karşı karşıya kalirsin ya
hani en kararsız en korkak oldugun anda.
Inat edersin yapamayacağını kaçamayacağını bile bile.
Sonra bir güz rüzgarı gibi ince sakin görünen
ama insanın içine işleyen bir soğuk girer vücuduna.
Sadece anneni istersin yanına.
İşte ben her gün bu duygularla uyanıyorum sabaha.
Temiz hava yerine ölüm yalnızlığı çekiyorum içime.
Anne nerdesin diyerek ağlıyorum banyoda
ve aynaya bile bakamıyorum utancımdan.
Birinin bitirmesini istemiyorum bu duyguları.
Insanları görmek istemiyorum çevremde.
Şikayet etsemde yalnızlıktan,
yalnızlıksız olmak istemiyorum aslında.
hani en kararsız en korkak oldugun anda.
Inat edersin yapamayacağını kaçamayacağını bile bile.
Sonra bir güz rüzgarı gibi ince sakin görünen
ama insanın içine işleyen bir soğuk girer vücuduna.
Sadece anneni istersin yanına.
İşte ben her gün bu duygularla uyanıyorum sabaha.
Temiz hava yerine ölüm yalnızlığı çekiyorum içime.
Anne nerdesin diyerek ağlıyorum banyoda
ve aynaya bile bakamıyorum utancımdan.
Birinin bitirmesini istemiyorum bu duyguları.
Insanları görmek istemiyorum çevremde.
Şikayet etsemde yalnızlıktan,
yalnızlıksız olmak istemiyorum aslında.
küçük kız...
Beni burdan al götür diye bağıran bir kız var içimde.
Küçük hassas bir o kadar yalnız..
Mutlu olsun diye uğraşan yok, mutlu etmeye çalışan yok.
O kocaman kara gözleri dolu, bir an kolluyor ağlayacak.
Bir düş görüyor her gece, açıyor gözlerini o düş gerçek olacak, mutlu olacak..
Bir anne yok etrafında yalnız, taşa vuruyor ya dizini, kanıyor ya,
yapıştıran yok yara bandı..
Öpen yok aglamasin diye..
Bir kız çocuğu var içimde en fazla sekiz yaşında...
Bağırıyor bana kurtar beni diye.
Sesi ince, çığlık atmaya yetmiyor nefesi.
Her gün biraz daha inceliyor ruhu,
her an biraz daha kopuyor insanlardan..
Ve kuytu köşelerden korkuyor,
onu oraya terkedenlerden korkuyor..
Bir kız var içimde daha çocuk.
Büyüt beni diye yalvarıyor...
Küçük hassas bir o kadar yalnız..
Mutlu olsun diye uğraşan yok, mutlu etmeye çalışan yok.
O kocaman kara gözleri dolu, bir an kolluyor ağlayacak.
Bir düş görüyor her gece, açıyor gözlerini o düş gerçek olacak, mutlu olacak..
Bir anne yok etrafında yalnız, taşa vuruyor ya dizini, kanıyor ya,
yapıştıran yok yara bandı..
Öpen yok aglamasin diye..
Bir kız çocuğu var içimde en fazla sekiz yaşında...
Bağırıyor bana kurtar beni diye.
Sesi ince, çığlık atmaya yetmiyor nefesi.
Her gün biraz daha inceliyor ruhu,
her an biraz daha kopuyor insanlardan..
Ve kuytu köşelerden korkuyor,
onu oraya terkedenlerden korkuyor..
Bir kız var içimde daha çocuk.
Büyüt beni diye yalvarıyor...
sözsüz şarkı

Beni sakla en kuytu en tenha köşelere.
Sevgi istemiyorum artık ve ihtiyaç duymuyorum yalancı sözlere.
Aramıyorum konuşan bir çene ve bana zarar veren inceden inceye.
Bulutları seviyorum artık ve kapatsınlar istiyorum güneşin üstünü.
Alışmak istemiyorum hiç bir yaratığı beni yaratan tarafından yaratılmış
ve kapanmak istiyorum kendime, dünyaya gönderilme sebebime.
Sonra sal beni çıkmaz dehlizlere.
Kaybolmak istiyorum tanıdık yerlerde
ve unutmak istiyorum tanıdığım herşeyi.
Sözsüz şarkılar yazdım ve söylemek istiyorum onları sağırlara.
Duymak istiyorum en duygulu sesi
ve duygularımdan arınmışlığı hissetmek.
Mecbur kalmamak lazım nefes almaya.
ve anlamak gerek değerini.
yollar...

yollar çok uzun
başlanmayacak kadar iç karartıcı
bitirilemeyecek kadar uzun
içimde çığlıklar birikmiş mideme baskı yapıyorlar
sevgisiz kalmış bebekler gibi bencil büyüyorum
dayak yiyen kadınlar kadar öfke dolu
yollar hep çok uzun
bana bakmıyor insanlar yanımdan geçerken
varlığım önemsiz bu küçük çelişkiler içinde
bir farklılık arıyorum yaşama anlam verecek
ağlayan gözler görüyorum
titreyen dudaklar
yazan eller
yollar bazen çok uzun
saçlarım kısa sözlerim kısa
öyle tahmin ediyorum ki ömrüm kısa
ama yollar hep çok uzun
bazen biraz fazla uzun
korkuluk
-beni ilgilendirmez artık, dedi yaşlı, gri gözlü, elinde şemsiye tutan adam.
"artık beni ilgilendirmez bensiz yattığı uykularda benim olmadığım rüyalar görmesi.
Beni ilgilendirmez sessizce söylediği şarkıları bana armağan etmemesi.
Beni ilgilendirmez canı yandığında adımı sayıklamaması.
Beni ilgilendirmez artık bensiz olması." ve indirdi şemsiyesini.
Islanmaya başladı tepeden tırnağa.
Üzerinden aktıkça yağmur damlaları, bir parçasını koydu önlerine o kadına olan sevgisinin,
alıp götürsünler diye.
Kalabalıklarda bulduğu yalnızlık tecrübelerini,
sessizliklere gömüp,
kendisine dönüp bakmayan insanların hayatlarını öğrenip,
sonsuz ve aydınlık bir karanlığın içinde bulduğu tatlı bir o kadar ekşi yaşamına geri dönmek istedi.
Yere bıraktı tuttuğunu farketmediği şemsiyesini.
Ellerine baktı.
Islanan ellerine, üzerinde çiziklerin krallık kurduğu ellerine.
Başını kaldırdı göğe.
Bu kez yaşlı yüzü ıslanmaya başladı.
Gözyaşları ağırlıyordu yağmur damlalarını yüzünde.
Acıyla açtı ağzını,
"beni ilgilendirmez artık..."
"artık beni ilgilendirmez bensiz yattığı uykularda benim olmadığım rüyalar görmesi.
Beni ilgilendirmez sessizce söylediği şarkıları bana armağan etmemesi.
Beni ilgilendirmez canı yandığında adımı sayıklamaması.
Beni ilgilendirmez artık bensiz olması." ve indirdi şemsiyesini.
Islanmaya başladı tepeden tırnağa.
Üzerinden aktıkça yağmur damlaları, bir parçasını koydu önlerine o kadına olan sevgisinin,
alıp götürsünler diye.
Kalabalıklarda bulduğu yalnızlık tecrübelerini,
sessizliklere gömüp,
kendisine dönüp bakmayan insanların hayatlarını öğrenip,
sonsuz ve aydınlık bir karanlığın içinde bulduğu tatlı bir o kadar ekşi yaşamına geri dönmek istedi.
Yere bıraktı tuttuğunu farketmediği şemsiyesini.
Ellerine baktı.
Islanan ellerine, üzerinde çiziklerin krallık kurduğu ellerine.
Başını kaldırdı göğe.
Bu kez yaşlı yüzü ıslanmaya başladı.
Gözyaşları ağırlıyordu yağmur damlalarını yüzünde.
Acıyla açtı ağzını,
"beni ilgilendirmez artık..."
sıska
Kaçak bir yalnızlık bedenimi sarmış.
Ve ölüyorum.
Sonunda gülmek yok yada mutluluk...
Bir veda telaşı sarıyor ruhumu.
Gitmem gerek en kısa saniyede.
Bana birden bire gelen bir hüzün gibi çöküyorum içime.
Sonra elde ne varsa sarıp sarmalayıp çöpe atıyorum.
Hayatımı gömdüğüm kağıtlar var.
Ellerimden kaçar gibi gidiyorlar çöpe.
Değer görseler bile bende, benim olmadığım yere gidiyorlar.
Sarsıntılar başlıyor bedenimde, ve ölmek geliyor içimden.
Sevgisiz kalmış kurumuş bir kalp gibi, atmanın bir anlamını bulamıyorum şimdi.
Pamuk pamuk beliriyor göz yaşlarım.
Görsün diye birileri, eğmiyorum başımı yere.
Gitme desin diye biri...
Çalıntı bir aşk var içimde...
Ve susuyorum.
Bir sır gibi saklıyorum en derinlerimde.
Gözlerime baksa biri anlamlı, görür içimde sakladığım her bir inci parçasını.
Ve kararmış onlar şimdi kül rengi.
Birden beliren bir hayalde kayboluyorum.
Herze bunlar aldırmıyorum.
Ve ölüyorum.
Ve ölüyorum.
Sonunda gülmek yok yada mutluluk...
Bir veda telaşı sarıyor ruhumu.
Gitmem gerek en kısa saniyede.
Bana birden bire gelen bir hüzün gibi çöküyorum içime.
Sonra elde ne varsa sarıp sarmalayıp çöpe atıyorum.
Hayatımı gömdüğüm kağıtlar var.
Ellerimden kaçar gibi gidiyorlar çöpe.
Değer görseler bile bende, benim olmadığım yere gidiyorlar.
Sarsıntılar başlıyor bedenimde, ve ölmek geliyor içimden.
Sevgisiz kalmış kurumuş bir kalp gibi, atmanın bir anlamını bulamıyorum şimdi.
Pamuk pamuk beliriyor göz yaşlarım.
Görsün diye birileri, eğmiyorum başımı yere.
Gitme desin diye biri...
Çalıntı bir aşk var içimde...
Ve susuyorum.
Bir sır gibi saklıyorum en derinlerimde.
Gözlerime baksa biri anlamlı, görür içimde sakladığım her bir inci parçasını.
Ve kararmış onlar şimdi kül rengi.
Birden beliren bir hayalde kayboluyorum.
Herze bunlar aldırmıyorum.
Ve ölüyorum.
Dünya Gülüyor Üstüme Anne...
Bütün sessizliğimle çığlık atıyorum şimdi. Ellerimi uzatıp karanlığa uyuyorum.
Biri uzanıp tutarsa diye tedirgin uyuyorum.
Içimden söylediğim sessiz şarkılar zamanla anlamını yitiriyor, gözlerimi dolduranlara artık ilgisiz, yüzümü güldürenlere artık kayıtsızım.
Yeni bir dünya yok karşımda, adını hatırlamadığım dostlarım kayıplarda.
Ve bütün sessizliğimle çığlık atıyorum şimdi.
Duyan olmasın nefes alış-verişimi az nefes alıyorum.
Doya doya çekmiyorum içime oksijeni.
Arada bir gözler görüyorum etrafta.
Kiminde alaycılığını saklamaya çalışan bir gülümseme, kiminde yapmacık bir acıma duygusu.
Biri var bütün o gözlerin arkasında.
Bana bakan biri var karanlığın arkasında.
Tedirgin endişeli, ne olacak diye bekliyor belli ki bana.
Onu rahatlatmak için gülümsüyorum.
Gülümsemeye çalışıyorum ve suratımda yabancı bir varlık var oluyor.
Çatlak bir gülümsemede kaybediyorum kendimi.
O gözleri arıyorum etrafta.
Buluyor muyum en sonunda?
Ve bütün sessizliğimle çığlık atıyorum şimdi.
Veremem Sana Acımı
Bir iki parlak ışıkla karşılık verip hayata, kör edici mutluluklar aramaya koyulduk da bir sonuca varamadık. Sonra benden ayrıldılar. Tek başıma kaldım. Susup, pusup içip içip yeniden başladım. Yıllara bölünmüş aşklara karşılık anlara sığdırılmış bakışlar sundum. Sadece ufak bir hareket içimde, canlanıp sönene kadar, bütün hazları tadıp, bütün acıları çekip, en derin uykularda yerimi almak için yola koyuldum. Sadece bir kaç nefeslik paket paket sigara içen insanların arasına karışıp kayboldum. Bir şarkı süresince yazdığım bir kaç satırlık romanlarımı okuyup okuyup büyümeye çalıştım. Başladığım yerde olsam da, amaç çabalamakdı deyip, şarkının sonundaki yavaş gitar sesinde kaybolmaya koyuldum..
Nefretime Şahit Ol !!!
Ruhsuz piçler sarmış da etrafını, pislikten görünmüyor yüzün.
Sadece anlamanı istediler senden. Ama yapamadın.
Büyüyüp de küfür edemedin onlara.
Elini kolunu sallayıp bir iki hareket çekip, geçip gidemedin aralarından.
Korktun bakışlarından onların, pislik dolu ağızlarından çıkacak bir kaç parça soysuz sözden korktun.
Büyüyemedin sen.
Beceremedin arsız olmayı.
Kalp kırmayı, kırdıktan sonra göz ucuyla bakıp, dünyanın en berbat şeyiymiş gibi karşındaki tükürüp gidemedin.
Yazamadın bir iki ahlaksız söz.
Atamadın nefret edip de birinden, en kötü iftirayı üzerine.
Çamura batmışın üzerine çamur atamadın.
Susamışın karşısına geçip de yere döke döke su içemedin.
Yere düşmüş adiye bir tekme de sen vuramadın.
Büyümeni istediler senden.
Ama sen beceremedin.
Sadece anlamanı istediler senden. Ama yapamadın.
Büyüyüp de küfür edemedin onlara.
Elini kolunu sallayıp bir iki hareket çekip, geçip gidemedin aralarından.
Korktun bakışlarından onların, pislik dolu ağızlarından çıkacak bir kaç parça soysuz sözden korktun.
Büyüyemedin sen.
Beceremedin arsız olmayı.
Kalp kırmayı, kırdıktan sonra göz ucuyla bakıp, dünyanın en berbat şeyiymiş gibi karşındaki tükürüp gidemedin.
Yazamadın bir iki ahlaksız söz.
Atamadın nefret edip de birinden, en kötü iftirayı üzerine.
Çamura batmışın üzerine çamur atamadın.
Susamışın karşısına geçip de yere döke döke su içemedin.
Yere düşmüş adiye bir tekme de sen vuramadın.
Büyümeni istediler senden.
Ama sen beceremedin.
üç nokta . . .
Süresiz uzaklaştırma almışım mutlu kalplerden.
Herkes gülüp eğlenirken bana uzaktan bakıp ağlamak düşmüş.
Hep bir adım önümden gitmiş hayallerim peşinden sürümüş göz yaşlarımı.
Birşeyleri bir çok şeyleri paylaşmış insanlar en yakınlarımda.
Ama ben gülememişim bir kez olsun onlara doğru bakıp da.
Herkese yavaş geçen zaman bende koşturmuş, yaşayamamışım hiç bir anı yavaşça..

adam
Sessizlik kalkanı oluşmuş adamın etrafında.
Çevresinde sesler olsa da ona yönelen sorular olsa da o hep sessizliğin içinde yaşıyor.
Dikkat çekmiyor.
Ilgi çekmiyor.
Bakınca derin, anlamlı anlamsız, her dem alıngan bakışlarıyla çevreye, yıkıp geçiyor en ince kılı bile.
Bazen gözlerinde beliren ıslaklığı yine kimseye sezdirmeden yok etmeye çalıyor.
Kıyamet mi denir fırtına mı, kopuyor içinde çok sağlam birşeyler.
Biri bunu anlar belki birşeyler hisseder diye gelmiyor kimseyle göz göze.
Ben bilmiyorum o ne zamandır böyle.
Ben de geçip gidiyorum hayatından..
Hayat devam ediyor..
Çevresinde sesler olsa da ona yönelen sorular olsa da o hep sessizliğin içinde yaşıyor.
Dikkat çekmiyor.
Ilgi çekmiyor.
Bakınca derin, anlamlı anlamsız, her dem alıngan bakışlarıyla çevreye, yıkıp geçiyor en ince kılı bile.
Bazen gözlerinde beliren ıslaklığı yine kimseye sezdirmeden yok etmeye çalıyor.
Kıyamet mi denir fırtına mı, kopuyor içinde çok sağlam birşeyler.
Biri bunu anlar belki birşeyler hisseder diye gelmiyor kimseyle göz göze.
Ben bilmiyorum o ne zamandır böyle.
Ben de geçip gidiyorum hayatından..
Hayat devam ediyor..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)